24 Aralık 2010

Yılbaşı Çöreği (Kerststol)


Yılbaşı lezzetlerine devam ediyoruz. Yılbaşına tatlı bir giriş yapmak için Marmelatlı Krep tarifi vermiştim. İşte yılbaşı sabahına tatlı ve zinde bir başlangıç için tatlı bir tarif daha. Zinde diyorum çünkü bu çöreğin içerisinde bol bol yemişler mevcut. Tariflerimi yayınlarken esasında sıkıntı çektiğim bir konu da (fotoğraflarımdan hiç bahsetmiyorum) ölçekleme sorunu. Genelde yemek yaparken kullandığım ölçü birimi gözümün kararı oluyor. Bu sebepten birine tarif verirken veya burada yayınlarken ölçekleme ile ilgili sıkıntı da yaşıyorum. Umarım zamanla birbirimize alışabiliriz :) Bakalım aşağıdaki malzemelerde ölçek konusunda hemfikir olabilecek miyiz?

Malzemeler:
  • 1 çay bardağı su
  • 10 gr (1 paket) Kuru Maya
  • 4 çorba kaşığı Şeker
  • 1 litre hacmindeki kaba eşdeğer Un
  • 150 gr Tereyağı
  • 1/4 litre süt
  • 1 adet Yumurta
  • 1 avuç Kuru Üzüm
  • 1 avuç Kuru Yaban Mersini
  • 4-5 adet Kuru Kayısı
  • Turunç Reçeli'nden çıkarılan 1-2 adet Turunç
  • 1 avuç Ceviz ve Fındık karışımı
  • Arzuya göre 1 shot Cointerau (Portakal Likörü)
  • Üzeri için 1 yumurtanın sarısı, şeker ve tarçın

Önce her zaman ki gibi mayayı aktive etmek için ılık su ve şekeri karıştırıp kenarda bekletiyoruz. Maya kabardıktan sonra içine unu, yumurtayı, tereyağını (oda sıcaklığında), sütü ve 1 fiske tuzu katarak karıştırıyoruz. Elimi, kabı ve hamurun yüzeyini hafifçe unlayarak yoğurmaya başlıyorum. Bu işlemi aralıklarla tekrar edip 10 dakika boyunca devam ediyorum. Hamur elastik bir hal aldığında, yani parmağınızı bastırdığınızda geri eski halini alıyorsa hamurun ilk aşaması tamam demektir. Kabı streçleyerek mayalanması için 50 derecede 2 dakika ısıtıp kapattığım  fırına koyuyorum. Burada yaklaşık 80 dakika kadar bekletiyorum. Bu bekleme sırasında ceviz, fındığı ve kayısıyı hafifçe ufalıyorum. Tavaya koyduğum üzüm ve yaban mersinini de portakal likörü ile alkolü uçana kadar çeviriyorum. Turunç reçelini yakın zamanda arkadaşımız İlkay Antakya'dan getirdi, bunu da ekmeğin içine katmasaydım olmazdı.  



Mayalanan hamuru unladığım tezgah üzerine koyarak 1-2 dakika yoğurarak gazını çıkarıyorum. Yine ellerim ile yukarıdaki fotoğrafta görüldüğü gibi şekil vereriyorum. İç malzemelerin üzerine yayıyorum ve uzunlamasına rulo yaparak kapattıktan sonra, tekrardan rulo yapısını bozmadan malzemelerin yayılması için sıkarak yoğuruyorum. Daha sonra da aşağıdaki fotoğrafta olduğu gibi yağladığım fırın tepsisine yerleştirerek ay şekli veriyorum. 


Tepsiye yerleştirip son şeklini verdiğimiz ekmeğin üzerini nemli bir bez ile örterek son mayalanma için 45 dakika dinlenmeye bırakıyorum. Bu 45 dakikalık sürenin bitiminde, ekmeğin üzerine yumurta sarısını sürüp şeker ve tarçın serperek 220 dereceye ısıttığım fırında 30 dakika boyunca pişirmek kalıyor. Fırına girmeden önceki son halini aşağıda görüyorsunuz. Pişmiş olan ve soğuması için havalanabileceği bir yere bıraktığım ekmeği de zaten en başta görmüştünüz. Tatlı ve enerjik bir yıl geçiririz umarım. Hadi byeee...


Pırasalı Börek (Gündem Teyze'min tarifi)



Eveeet bu hafta yeniden evdeyim, hazır eşim de gündüz evde yokken mutfağı batırarak şöyle ağzımıza layık bir hamur işi yapmanın tam vaktidir diyerek yola koyuldum. Önce düşünmeye başladım acaba böreği ne ile yapsam diye. Şöyle kış sebzelerini aklımdan geçirirken pırasa ve soğan arasında gidip geldim. Soğan ve Sarmısağa olan ilgimi yakın çevrem iyi bilecektir. Soğan ile yapabileceğim Onion Pie tarifini belki ileride veririm ama bugün sahnede pırasa var :) Küçükken Bodrum'da Gündem Teyze'min yaptığı pırasa böreğini halen hatırlarım ve bugün bu böreği yapmaya çalışacağım...

Malzemeler:
  • 1 su bardağı Süt (oda sıcaklığında)
  • 1 çorba kaşığı Kuru Maya
  • 1 adet Kesme Şeker
  • 1 adet Yumurta
  • 1 su bardağı Un
  • 3 çorba kaşığı Tereyağı
  • Tuz, Kara Biber, Kırmızı Biber
  • 5-6 dal Pırasa
  • 150 gr muhtelif Peynir

Önce tüm mayalı hamur işlerinde olduğu gibi, mayayı aktive etmemiz gerekiyor. Sütü cezvede hafifçe ısıtıyoruz. Parmağınızın dayanacağı sıcaklık yeterli olacaktır, dikkat elinizi yakmayın. Çok sıcak süt mayayı öldürecektir bu sebeple kafi derecede ısıtmak gerek. Isıttığımız sütü ve mayayı şeker ile birlikte bir kap içerisinde karıştırıyoruz. Benim gibi sabırsız biriyseniz  kabın başında durmayın, arada yapacak birşeyler bulmak gerek, zira mayanın aktive olması için bir süre beklemek gerekiyor.  Maya biraz köpürüp hazır hale geldiğinde unu, yumurtayı ve erittiğimiz tereyağını tuz ile birlikte maya karışımına ekliyorum ve yoğurmaya başlıyorum. Sonuçta çoğumuz zaten tutturmamız gereken kıvamı biliyoruz (biliyoruz değil mi?). Hamur çok yapışkan ise elinizi ve kap içerisini hafifçe unlayarak yoğurmaya devam edin ta ki elinize yapışmayan yumuşak bir hamur elde edene kadar. Sıra hamuru dinlendirmeye geldi. Hamuru nispeten sıcak bir ortamda üzerini bez ile örterek bekletiyoruz ve bu arada iç malzemesini hazırlamaya koyuluyoruz.

İç malzeme dedik ama öyle çokta karışık bir işlem yok. Pırasaları ince ince kıyarak wok içerisinde sızma zeytinyağı ile kavuruyoruz. Tuz, karabiber ve pul biber ekleyip karıştırıyoruz.  Kavrulan pırasaları  soğuması için kenarda bekletiyoruz. Dinlenen hamuru unladığımız tezgaha koyuyoruz ve bir kısmını üstünü kapatmak için kenara ayırıyoruz. Tepsinizin boyutuna göre şekellendirmeye geliyor sıra. Ben bu işlem sırasında ellerimi kullanmayı tercih ediyorum. Yağladığım tepsiye yaydığım hamurun üzerine iç malzemesini ve rendelenmiş peyniri ekliyorum. Daha sonra da ayırdığım hamuru da açarak üzerini kapatıyorum. Üste kapattığınız hamurun orta kısmına birkaç delik açmayı unutmayın, bu hamurunuzun bombe yapmasını engelleyecektir. Son yapmanız gereken şey de fırını 200 dereceye ayarlayarak fırından çıkan kokulara da dayanarak 30 dakgka beklemek olacak :) Unutmayın hepimizin fırın ayarları farklı olabilir, +/- 5 dakika farklar olması normaldir. Afiyet olsun....

Not: Fotoğrafları ev ortamında ve genel olarak yetersiz ışık ile çektiğimizden dolayı, yemeklerin sunumunu basitçe yapıyoruz. Bu konu üzerinde çalışmalarımız sürecek...

19 Aralık 2010

Marmelatlı Krep (Yılbaşı sabahı kahvaltı alternatifi)




Dün sizlere yılbaşı yemeği için bir ana yemek alternatifi sunmaya çalışmıştım, bugün de yılbaşı akşamını takiben sabah kahvaltısında sunabileceğimiz bir tarifi vermek isterdim. Nasıl derler: "Yıl nasıl başlar ise öyle devam eder."  Bizde öyleyse yılbaşına tatlı bir başlangıç yapalım ve tüm yıl bu şekilde devam etsin. Krepler için ince bir teflon tava kullanmanızı öneririm.

Malzemeler:

  • 2 adet yumurta
  • Yarım şişe Maden Suyu (veya aynı ölçüde Bira)
  •  6-7 çorba kaşığı Un
  • 2-3 çorba kaşığı Toz Şeker
  • 2 çorba kaşığı Sıvı Yağ
  • 1 Türk kahvesi fincanı Süt
  • Marmelat (dilediğiniz türde)
  • Arzu edenler için Portakal Likörü

Önce bir kabın içerisinde yumurta ve toz şekeri çırpıyoruz. Üzerne yağ ve sodayı da ekleyerek çırpma işlemini sürdürüyoruz. Daha un ve sütü de ekleyerek boza kıvamında bir karışım elde ediyoruz. Ne çok yoğun ne de sulu olmalı. Süt ve un miktarı ile oynayarak karışımı inceltip kalınlaştırmak elimizde.

Teflon tavayı ateşe oturtup çok az miktarda sıvı yağ ekliyoruz. Tavanın ortasına karışımdan bir miktar döktükten sonra, tavayı  sağa sola yatırarak tüm tavaya yayılmasını sağlıyoruz. Tek tarafı piştikten sonra spatula yardımı ile çeviriyoruz ve ilk krepimiz hazır. Krepi servis yapacağımız tabağa alıp üzerine marmelatı yayıyoruz. Bizim tercihimiz yabanmersini marmelatından yana oldu. Diğer alternatifler vişne, kayısı veya erik marmelatları. En son servis etmeden önce de dilerseniz yarım kapak portakal likörünü krep üzerine döküp yakarak servis edebilirsiniz. Afiyet olsun, tatlı bir yıl geçirmeniz dileğiyle... 

YILBAŞI YEMEĞİ (KUZU BUT + İÇ PİLAV)


Aralık ayının ortasını çoktan geçtik bile, hepimiz yılbaşı için bazı planlar yapmaya başladık. Kimimiz yılbaşı gecesini dışarıda, kimilerimiz ise evde ailesi veya arkadaşları ile kutlamayı düşünüyor. Tabii evde olduğumuzda akıla gelen ilk soru "Ne pişireceğim?" oluyor. İşte yılbaşı öncesi sizler için hazırladığım ilk tarif Kuzu But ve yanında İç Pilav. Bu tarifin özelliği hem hindi gibi fırında uzun süre pişirmeyi gerektirmemesi hem de daha az kişi misafir etseniz dahi kolaylıkla ölçüleri ayarlayabilmeniz. Evet yine lafı fazla uzatmadan malzemeleri saymaya başlıyorum.

Malzemeler:
  • 1 Kuzu But (kasap tarafından kemikleri temizlenmiş)
  • Tuz, Karabiber, Kırmızı Toz Biber
  • Yarım Limon

 İç Pilav için:
  • 2 bardak Jasmine Pirinç
  • 2,5 bardak Et Suyu
  • 2 çorba kaşığı Çam Fıstığı
  • 2 çorba kaşığı Kuş Üzümü
  • 1 orta boy Kuru Soğan
  • 1 çorba kaşığı Tereyağı
  • Yarım demet Dereotu
  • 1 adet Kesme Şeker
  • Tuz, Karabiber, Yenibahar

Malzemelerin az olmasına aldanmayalım, pişirmek yaklaşık 1 saat kadar sürüyor. Kasaptan But'u alırken tüm kemiklerini ayırmasını istiyoruz çünkü bunları kaynatıp iç pilav ve ete katacağız. But'un bir yüzeyi daha yağlıdır. Yağın bir kısmını da kasaba aldırmanız gerekiyor. Ancak tamamını almaması gerekiyor, eti kurutmak istemeyiz. Başlarken eti bir tabağa koyup tüm yüzeyini tuz, karabiber, kırmızı biber ve limon ile ovalıyoruz. Etin bütünlüğünü koruması için, iplik yardımı ile koli paketler gibi bağlıyoruz. Bu işlem tamamlanınca et pişmeye hazır hale gelmiş oluyor. Çelik tencereye eti yağlı kısımı alt tarafa gelecek şekilde yerleştiriyoruz. Kapak kapalı olarak orta büyüklükteki ocakta, orta alev boyu ile pişiriyoruz. Alt kısımı bir miktar renk değiştirince etin diğer yüzünü çeviriyoruz. Etin iki yüzünü de sürekli çevireceğimiz için tek tarafını çok pişirmek için beklememize gerek yok. Tencerenin dibi çok az tutması ete lezzet katacaktır, ama sürekli takip mutlaka lazım. Tencerenin dibi kurudukça, et suyundan birkaç kaşık etin üzerine gezdiriyoruz ve kapağı tekrar kapatıyoruz. Bir süre sonra tencere dibinde karamelize bir tabaka oluşabilir. Bu karamelize tabaka üzerine et suyu döktükten sonra etin tabanı ile tencerenin dibini temizliyor ve diğer tarafını çeviriyoruz. Bu işlemleri toplam 60-70 dakika eti pişirecek şekilde devam ediyoruz.

İç Pilav için pirinçi ılık suda bekletiyoruz. Tencereye tereyağını koyuyoruz. Pilavı et suyu ile yapacağımızdan dolayı tereyağını sadece 1 çorba kaşığı kullanmak yeterli oluyor. İnce kıydığımız soğanı ve çam fıstığını tereyağında kavuruyoruz. Daha sonra pirinci, kuş üzümünü ve şekeri de katarak kavurmaya devam ediyoruz. Ardından da et suyunu, tuz, karabiber ve yenibaharı  ilave ederek kaynattıktan sonra altını en kısık hale getiriyoruz. Pilav suyunu çekip göz göz olduğunda demlenme zamanının geldiğini anlıyoruz.Kıyılmış dereotunu da ekleyerek tencereyi bir bez yardımıyla örtüp 10-15 dakika demlenmeye bırakıyoruz. Evet tüm konuklarınızın ve sizlerin beğeneceğini umduğum yemek o kadar da zor değilmiş aslında. Herkese afiyet olsun ve şimdiden nice seneler diliyorum.

04 Aralık 2010

Yakamoz Balıkçılık (K.Bakkalköy)


Bu akşam evde yemek yapmayalım dedik, eşim ve yeğenimiz ile birlikte evimize çok yakın olan Yakamoz Balıkçılık'a gittik. Yakamoz'da hem balıkçı hem de restoran olarak servis veren kısımlar bulunuyor. Restoran kısmı biraz küçük olduğundan dolayı haftasonları sıra beklemek zorunda kalabilirsiniz. Mekanda aynı anda yaklaşık 45 kişiye servis yapılabiliyor. Porsiyonlar oldukça büyük ve fiyatlar porsiyonlarla ters orantılı olacak seviyede düşük tutulmuş. Çok aç gelmediğiniz günlerde Kalamar ve Salata da sipariş edeceğinizi düşünürsek bir porsiyon balığı bitirmekte zorlanabilirsiniz. Alkolsüz servis yapılan mekanın 7-8 araçlık otoparkı da mevcut.

Bizim mekandaki favorimiz Kalamar Tava oldu. Balık çorbası ve Salata da günlük taze çeşitler ile yapılmakta. Mekanın girişinde ana yemek olarak düşündüğünüz balığı seçerek siparişinizi verebiliyorsunuz. Biz tam mevsiminde olduğumuz için Hamsi tercih ettik. Fotoğraflarda gördüğünüz Hamsi  ve Kalamar Tava birer porsiyondur, balığa ve kalamara doyacağınızı söyleyebiliriz :) Gelelim tüm bu lezzetler karşılığında ödeyeceğiniz tutara. 2 kişi gittiğimiz mekanda tıka basa doyarak ödediğimiz hesap 40 Lira oldu. Şiddetle tavsiye ederiz, Afiyet Olsun ...

Adres: Kayışdağı Cad. No:20-22 Avicenna Hastanesi karşısı. İçerenköy / İstanbul
 Tel: 0216 573 38 39

01 Aralık 2010

Mercan Restaurant (Kaş/Antalya)


Kurban Bayramı tatilini fırsat bilerek Kasım'da Kaş nasıl oluyor diyerek çıktık yola. Ve ilk günün akşamında Mercan Restaurant'a oturduk. Mercan Restaurant Kaş'a her gidişimizde mutlaka uğradığımız ve her gidenin de mutlaka uğraması gereken bir lezzet mekanı. Buğlama severlerin özellikle Lagos Buğlama için tercih ettikleri mekanda, Akdeniz'e özgü her tür balığı taze olarak bulabilirsiniz. Mezeler mekanın girişinde sergilenmekte ve dilediğiniz tatları burdan seçmektesiniz. Mekanın girişini süsleyen bir diğer güzellik de balıkların sunulduğu ve hazırlandığı sandal. Bu sandal üzerinde büyük bir kılıç balığı veya akya görürseniz şaşırmamanız gerekir. Mercan, Kaş'da  uğrama fırsatı bulduğumuz mekanlardan ortam ve lezzet olarak bize en çok keyif vereniydi. 



Narenciye ağaçları arasında bir masaya yerleştikten sonra, mezelerimizi seçiyoruz ve yemek maratonu başlıyor. Tüm mezeler çok leziz ve porsiyonlar ortalama boyutta. Gün boyu yüzmenin verdiği yorunlukla menüde bulunan bir çok şeyi tatmak istiyoruz. Elbette seçimimiz kalamar ve tereyağlı karidesten yana oluyor. Midemizi çok doldurmamamız gerekiyor, zira bugün sandal üzerinde kocaman bir akya yatıyordu ve Akya siparişimizi vermiş bulunduk. Masamız doldu, sohbet  hoş, her şey güzel, sohbet devam ederken masamıza mekanın işletmecilernden Mustafa veya Fahri Eriş beylerden mutlaka biri uğruyor ve balıkları notlamamızı istiyor. Notumuz tam, bize söz bırakmadılar yine. Masadakileri silip süpürdükten sonra kahvelerimiz de geliyor, ardından gece bitmeden müzik keyfini de atlamamak için mekandan ayrılmak üzere hesabımızı istiyoruz. Fiyatlar lezzete ve ortama göre gayet makul. Ortalama kişi başı 45-60 TL aralığında bir fiyat ile alkol eşliğinde inanılmaz bir balık ziyafeti çekmiş bulunuyoruz kendimize. Darısı sizlerin de başına. Afiyet olsun...    

Adres:Balıkçı Barınağı, Yat Limanı, Hükümet Cad. No: 2A Kaş / Antalya
Tel:  0242 836 12 09


30 Kasım 2010

Cevizli Kabak-Havuç Mezesi






Ati'nin Mutfağı'nda yayınlayacağım ilk meze olan Kabak-Havuç, yaz kış sofralara lezzet katan ve çok kısa süre içerisinde hazırlanabilen bir meze. Ayrıca içeriği de her daim evde bulunan   malzemelerden oluşuyor. Bu meze yaz günlerinde yoğurdun serinlği ile de bünyeyi ferahlatıyor. Olmazsa olmaz tabii ki Sarmısak.

Malzemeler:
  • 4 adet Kabak
  • 3 adet Havuç
  • 1 adet büyük boy Soğan
  • 100 gr çekilmiş Ceviz
  • 6-7 çorba kaşığı Yoğurt
  • 3 diş Sarmısak
  • 5-6 dal Dereotu
  • 4 çorba kaşığı sızma Zeytinyağı
Kabakları iyicen yıkayarak üzerindeki tüylerinden arındırıyoruz ve bir kap içerisine kabukları ile birlikte rendeliyoruz. Ardından kabuklarını soyduğumuz havucu da aynı kap içerisine rendeliyoruz. Genişçe bir tava (tercihen Wok) içerisine zeytinyağını ve yemeklik doğradığımız soğanı ekleyerek kavurmaya başlıyoruz. Soğanların ölmesini beklemeden kabak ve havuç rendesini de wok içerisine ekliyoruz. Burada dikkat edilecek kısım wokun altı harlı olarak açık tutulacak ve mümkün olduğunca kabak ile havucun suyunu salmaması sağlanacak. Kabak havuç soğan karışımı hafiften dibi tutturularak karamelize hale geldiğinde ocaktan alınacak ve soğumaya bırakılacak. Bu arada diğer taraftan sarmısaklı yoğurt hazırlanacak ve yoğurda çekilmiş ceviz eklenecek. Wokta bulunan karışım soğuduğunda  ise yoğurt ile karıştırılacak ve kıyılmış dereotu eklenerek iyice karıştırdıktan sonra buzdolabında soğumaya bırakılacak. 1 saat sonra mezemiz servise hazır. Afiyet olsun...

Eskişehir Papağan Çiğ Börek


Bugün  bahsedeceğim lezzet mekanı Eskişehir'de ayak üstü hızlı bir yemek tüketirken aynı zamanda lezzetten ödün vermek istemeyenlerin uğramak isteyeceği bir mekan. Zaten Eskişehir demek öğrenci demek olduğundan fiyatlar şehir genelinde oldukça makul tutulmuş durumda. Bir porsiyonda 5 tane çiğ börek de gayet doyurucu. Mekanda çatal bıçak servisi yok, peçete ile tutarak üfleye üfleye yemeye koyuluyoruz. Fazla yağ ile arası iyi olmayanlar için yemeden önce çiğ böreğin peçetye emdirilmesi yerinde olacaktır. Bandırma sahilnde yediğim çiğ börekler kadar olmasa da lezzeti tatmin edici boyutlarda. Yemek saatlerinde mekan küçük olduğundan yoğunluk yaşanmaktadır, sıra bekleyebilirsiniz.Bu arada kredi kartı geçerlidir ve paket servis vardır. Afiyet olsun... 

Adres: Köprübaşı Cad. Yalbı Sok. No:5 Eskişehir
Tel: 0(222) 231 43 62

29 Kasım 2010

Roesti (Röşti)


Ati'nin mutfağında bugün yayınlayacağım tariflerden biri, İsviçre mutfağından bir lezzet olan Roesti, yani bizdeki adı ile Röşti. Yapımı çok kolay ve lezzetli olan bu yemeği dilerseniz ana yemek yanında garnitür, dilerseniz de kavaltıda değişik bir lezzet olarak sunabilirsiniz. Yapımı sırasında dikkat edeceğimiz bir kaç küçük nokta dışında da oldukça basit bir tarif.

Malzemeler:
  • 3 adet Orta boy Patates
  • 150 gr Rende Kaşar
  • Tuz, Karabiber, Pul Biber ve Rende Muskat
  • 2 Çorba kaşığı Süt
  • 4 Çorba kaşığı Zeytinyağı
Öncelikle patatesleri kabukları ile beraber haşlıyoruz. Haşlanan patatslerin kabuklarını soyarak genişçe bir kabın içersine rendenin büyük kısmı ile rendeliyoruz. Ardından orta arlı ateşe oturttuğumuz teflon tava içerisine zeytinyağını koyuyoruz. Rendelediğimiz patatesin yarısını tavanın dibine bastırarak döşüyoruz. Üzerine rende kaşarı ve baharatları koyduktan sonra kalan patates rendesi ile üzerini kapatıyoruz. Patateslerinizin boyutlarına göre uygun genişlikte bir tava seçmeniz gerekiyor, aksi taktirde kaşarlar patateslerin arasından akarak görünüm açısından sıkıntı yaratabiliyor. Tavaya tüm malzeme konduktan sonra sütü de ilave ederek tavanın üzerine ağırlık olması açısından bir tabak yerleştiriyoruz. Patatesin alt kısımı çıtır olarak kızardığında tavayı ters çevrerek pişmiş olan kısımı tabağa yatırıyoruz, ardından da tabaktaki kısımı tavaya doğru kaydırarak çevirme işlemini tamamlıyoruz. Çevirme işlemi tamamlanınca tekrardan biraz  bastırıyoruz. Üzerine tabak kapatırsanız çıtırlığını kaybedeceğinden, çevirme işleminden sonra tabak ile işimiz bitiyor. Diğer tarafı da kızarınca Röşti'miz yenmeye hazır. 5 dakika soğumaya bırakmak faydalı olacaktır. Afyet olsun...


Ciğerci Bahattin & Ocak Künefe (Mersin)



Daha önce defalarca gittiğim ve her seferinde tam anlamıyla memnun olduğum mekanların başında geliyor Ciğerci Bahattin Usta. Masaya oturduğunuzda siparişiniz alınmadan masa donatılmaya başlanıyor. Masaya serilen kağıtların üzerine sırasıyla satırla hazırlanmış Ezme Salata, Sumaklı Pul Biberli Közlenmş Soğan, Soğan Piyazı, Lavaş ve yeşllikler. Ardından siparişleri veriyoruz. 5er kuzu şiş 5er de ciğer şiş ile başlıyoruz. Tabi ki yanında da bakır bardaklarda getirilen buz gibi ayran. Her şey çok hızlı ulaşıyor masamıza ve afiyetle tüketmeye başlıyoruz. Garsonların ise bir gözü sürekli masalarda. Masalarda eksilen bir şey olduğu anda yenisi servis ediliyor. 


Şişler bitmeye yakın takviye yapalım mı diye geliyor garsonlar, künefeye yer ayırmak istediğimiz için bu talebi geri çeviriyoruz. Künefeler şişlere nazaran biraz daha uzun sürede geliyor ama bu da size yemeği sindirmek için bir süre tanıyor, bu arada gelen çaylar elbette ki şirketten :) Künefenin yanında kesme dondurma almanızı özellikle tavsiye ederim. Bu lezzette bir künefeyi eminim çok az yerde yiyebilirsiniz. Sıra geldi hesabı istemeye. Tüm yediğimiz yemekler ve içtiklerimizle birlikte Ciğerci Bahattin'de ödediğimiz rakam her gelişimizde kişi başı 25 TL'yi geçmiyor. Mersin'e yolunuz düştüğünde mutlaka uğramanız gereken yerler listesine eklemeniz gereken bir lezzet durağı. Afiyet olsun...



03 Kasım 2010

Elmalı Pay (Apple Pie)



Bugün mutfakta vakit geçirme şansım epey oldu. Vaktim olunca tatlı yapmak da kaçınılmaz oluyor. Bugün annemin Alman Mutfağı'ndan  bir lezzet olan Elmalı Pay'ı yapacağım. Elma seçimi size kalmış, benim ekşi elmadan yapıldığında daha çok hoşuma gidiyor ama Amasya Elması ile de güzel tat alabiliyorsunuz. Yapımı da oldukça basit olan bir çay saati veya yemek sonrası tatlı tarifi. İşte malzemeler:

  • 500 gr Un
  • 200 gr Margarin (Oda sıcaklığında)
  • 120 gr Şeker
  • 2 Yumurta (Oda sıcaklığında)
  • 1 tutam tuz
  • 2 adet Elma
  • 75 gr Fındık
  • 2 tatlı kaşığı Tarçın
Unu tezgaha döküyorum ardından minik küplere ayırdığım margarini unun üzerine döküyorum. Sonrasında da kalan malzemeleri  üzerine dökerek yoğurma işlemine başlıyorum. Başlarda yumurta etkisiyle yapışkan olan hamur yoğurdukça kıvamına geliyor. Margarini tamamen hamurla homojen hale getirene kadar yoğurmaya devam ediyorum. Hazır olan hamurun 2/3'sini tepsiye yayacağım kalan 1/3'lik kısmı ile de üzerine şeritleri çekeceğim. Tepsiyi yağladıktan sonra hamuru tepsinin ortasından kenarlarına doğru ellerim yardımıyla yayıyorum. Sıra geldi üzerine malzemeleri yaymaya. 2 elmanın kabuklarını soyarak küçük küçük doğradıktan sonra bir kap içerisinde tarçın ile karıştırıyorum. Rondo ile kıydığım fındıklarıda ekleyerek iyice harmanlıyorum. Hazırladığım karışımı hamurun üzerine yaydıktan sonra, hamurun kalan parçasından şeritler oluşturarak üzerini kapatıyorum. 200 dereceye ısıttığım fırında yaklaşık 30-35 dakika pişirdiğimde de geriye sadece afiyetle yemek kalıyor :) Afiyet olsun...


Kuru Patlıcan Dolması (Kuşbaşı Etli)



Geçen haftalarda yaptığım Gaziantep ziyaretinde satın almış olduğum kuru patlıcanları ve sumak ekşisini daha yeni kullanma şansım oluyor. Evet bugün Antep ve çevre illerinde sıklıkla yapılan yöresel bir tat olan Kuru Patlıcan Dolması var Ati'nin Mutfağı'nda.  Gaziantep çarşısı beni herzaman mıknatıs gibi kendine çekiyor. Dilediğiniz çeşitte baharatlar, kurutulmuş binbir çeşit ot ve tabi fıstık ile baklava. Uçağın kabul ettiği ölçüde çantalarımı ve ellerimi doldurarak İstanbul'a döndüm.  Bu kadar çene yeter, dilerseniz malzemeleri yazmaya başlayayım.

Ana Malzemeler:
  • 25 adet Kuru Patlıcan
  • 2 baş Kuru Soğan

İçi için:
  • 500 gr orta yağlı kuşbaşı et
  • Yarım demet maydonoz
  • 1 tepeleme yemek kaşığı biber salçası
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • Her dolma için 1 tatlı kaşığı pirinç 
  • 200 gr konserve domates
  • Tuz, Karabiber, Kırmızı Biber, 
  • 2 baş Soğan
  • 4 diş sarmısak
Sos için:
  • 1 Yemek kaşığı Biber salçası
  • 2 Yemek kaşığı Sumak ekşisi
  • 3 Yemek kaşığı Zeytinyağı

İlk yapacağımız şey içerisine 1 kaşık tuz attığımız tencerede su kaynatmak. Kaynamış olan suya kuru patlıcanları ve kabuğu soyulmuş 2 baş soğanı koyuyoruz ve 15 dakika yumuşamalarını bekliyoruz. Bu arada içini hazırlamaya koyulabiliriz.  Fark ettiğiniz gibi dolmayı kıyma ile değil kuşbaşı et ile yapacağım. Kasaptan aldığım kuşbaşı eti evde daha da küçük zar kadar parçalar hale getiriyorum ve derin bir kaba aktarıyorum. Bir kenarda ise 25 dolma için 25 tatlı kaşığı pirinci bir kapta ılık su ile iyice yıkayarak bekletiyorum. 2 baş soğanı yemeklik ince ince kıyarak et ile karıştırıyorum. Üzerine salçaları, kıyılmış maydanozu, dövdüğüm sarmısakları ve baharatlarını ekleyerek iyice yoğuruyorum. Ellerimiz yemeğe değmeden lezzetli olmuyor bu meret malesef :)

15 dakika kaynayan kuru patlıcan ve 2 baş soğanı tencereden alıp soğuk suya koyuyoruz. Bir kaç dakika soğuk suda bekleyen patlıcanları süzülmeleri için bırakıyoruz. Soğanlarıda kat kat ayırıyoruz. Haşlanan soğanları patlıcanların iç çeperini kaplamak için kullanacağız. Pişirmeyi yapacağımız tencerenin dibine Zeytinyağını ve sumak ekşisini koyarak iyice eritiyoruz. Patlıcanın birini alıp iç çeperini sogan ile kaplıyoruz ve hazırladığımız harç ile dolduruyoruz. Patlıcanların 3/4'ünü dolduruyoruz, fazla doldurursak pişerken içerisinden taşacaktır. Diğer patlıcanlarıda aynı şekilde doldurarak tencereye açık kısımları üst tarafa gelecek şekilde dolduruyoruz. Patlıcanların yarısı hizasına gelecek kadar sıcak su ekleyerek 1 taşım kaynatıyoruz. Daha sonra altını kısarak yaklaşık 45-50 dakika pişiriyoruz. Pişen dolmalardan porsiyon seçiminize göre bir tabağa alıyoruz,üzerine ise içerisine dereotu kıyılmış sarmısaklı yoğurt dökerek servisimizi yapıyoruz. Afiyet olsun...

24 Ekim 2010

Ev Yapımı Pizza

Biraz gecikmeli de olsa evde yaptığım Pizza'nın tarifini ancak yayınlıyorum. Zaten bu pizzayı yapmak için de sürekli programımız değiştiğinden 2 gün bekleterek ancak yapabilmiştim. İlk deneklerimiz Çağdaş ve Zeynep'in hoşuna gitti, haftaya minik yeğen poyraz final notumuzu verecek aynı tarif için :) Vereceğim tarif dikdörtgen fırın tepsisine sığacak miktardadır.

Hamur için:
  • 4,5 kahve fincanı Un
  • 5 yemek kaşığı Z.yağı
  • 1 3/4 Kahve fincanı Soğuk Su
  • 1 çay kaşığı Kuru Maya
  • 1,5 çay kaşığı Tuz
  • 1 tatlı kaşığı Şeker
Domates sosu:
  • Domates sosu (Tarif için linke tıklayın)
  • 3 diş Sarmısak
  • 2 yemek kaşığı Zeytinyağı
  • Kekik, Fesleğen, Muskat, Tuz, Karabiber

 Üzeri İçin:
  • 300 gr Mozarella peyniri (bulamazsanız Kaşar Peyniri)
  • Sucuk
  • File Siyah Zeytin
  • Yeşil Biber
  • Konserve Mısır
  • Dana Jambon
  • Mantar
Öncelikli olarak hamuru yapacağız. Hamur yoğuracağımız kabın içerisine unu,zeytinyağını, mayayı, soğuk suyu ve tuzu koyduktan sonra orta sertlikte ele yapışmayan bir hamur elde edene kadar hamuru 10-15 dakika boyunca yoğurmaya devam ediyoruz. Hamur hazır olunca yuvarlayarak derin bir kaba koyuyoruz, hamur yüzeyini zeytinyağı ile yağladıktan sonra kabın üzerini streç film ile kapatıyoruz ve 1 gece buzdolabında bekletiyoruz.

Pizzanın esas tadını veren lezzetlerden biri de hamurun üzerine yaydığımız domates sosudur. Daha önce kış için hazırladığımız Domates Konservesi'nden bu sos yapımında 1 su bardağı kullanacağız. Bir sos tenceresine 2 yemek kaşığı zeytin yağı koyuyoruz. Zeytinyağında 3 diş bütün sarmısağı hafifce tadını bırakacak şekilde çevirdikten sonra tencereden çıkartıyoruz ve domates konservesini ekliyoruz. İçerisine bir tutam kekik, az kuru fesleğen ve biraz da rendelenmiş muskat, tuz ve taze çekilmiş karabiber ekliyoruz. Pizzaya sosu ılık olarak yaymanızı öneriyorum.

Hamuru buzdolabından çıkardıktan sonra ilk şeklini tepsiye göre elimizle veriyoruz. Tepsinin ölçekli olarak şeklini verdiğimiz hamuru daha sonra merdane yardımıyla tepsi büyüklüğünde açıyoruz. Yağlanmış tepsiye açtığımız hamuru yayarak kenarlarını yuvarlıyoruz. Daha sonra yapmış olduğumuz domates sosunu pizzaya yayıyoruz. Üzerine rendenlenmiş peyniri seriyoruz. Ardından da son yapmanız gereken, zevkinize göre belirlediğiniz malzemeleri pizzanın üzerine yaymak. Pizzayı 200 dereceye ısıtılmış fırında peyniri tamamen eriyip kenarları kızarana kadar yaklaşık 30 dakika pişiriyoruz. Evet size bunları denemek kalıyor, denediğinizde yorumlarınızı bekliyorum, Afiyet olsun.



27 Eylül 2010

Hıçın - Çerkez Böreği

Dün eşimle yaptığımız domates konserveleri ile güzel bir akşam yemeğini de hak etmiştik. Aklıma çerkezlerin ünlü böreği Hıçın'ı yapmak geldi. Hıçın et veya patates(Gardoş) olarak ikiye ayrılıyor. Biz bugün etli olanını yapıyoruz.

Malzemeler:
  • Yarım kilo Un + 1 su bardağı Su + Tuz (Hamur için)
  • Yarım paket hazır maya
  • 250 gr Kıyma
  • 3-4 diş Sarmısak
  • 2 Orta boy Soğan
  • 1 çay bardağı su
  • Karabiber
  • Tuz
  • Pul Biber
  • Tereyağı


Önce yarım kilo unu bir kaba alıyoruz üzerine bir tutam tuz, yarım paket mayayı ve 1 su bardağı suyu ekleyerek yoğuruyoruz. Ele yapışmayan bir hamur haline geldiğinde üzerini nemli bir bez ile örterek ılık bir yerde mayalanmaya bırakıyoruz.

Diğer tarafta başka bir kaba soğanları ve sarmısakları rendeliyoruz. Üzerine kıymayı tuz, bolca karabiber ve bir tutam kırmızı biberi ekleyerek hafifçe yoğuruyoruz. Yaklaşık 1 çay bardağı kadar suyu da ekleyerek karışımı tamamlıyoruz. Karışımımız hafif sulu görünmeli. Daha sonra mayalanan hamuru iki parçaya bölüyoruz. Bir parçasını pişireceğimiz tepsinin çapından 2-3 cm geniş olacak şekilde açıyoruz. Tepsiyi tereyağı ile yağladıktan sonra açtığımız hamuru tepsiye yerleştiriyoruz. İçerisine hazırladığımız karışımın tamamını çiğ olarak hamura seriyoruz. Hamurun tepsiden taşan fazlalıklarını içe doğru kıvırdıktan  sonra hıçın pizza görünümüne geliyor ve 200 derecelik fırına sürüyoruz. Bu şekilde kıyma pişene ve kenarları sararana kadar pişiriyoruz. Bir yandan da hamurun kalan yarısını, kıymalı kısımı kapatacak şekilde açarak üzerine kapak olarak kapatıyoruz ve üzerine tereyağı sürerek tekrar fırına veriyoruz. Bundan sonra yapmamız gereken tek şey sabredip üzeri pişene kadar beklemek. Afiyet olsun...

26 Eylül 2010

Kışa Hazırlık- Konserve Domates



 Bugün günlerden pazar. Bizim semt için pazar günleri aynı zamanda semt pazarından alışveriş gününü de işaret ediyor. Kış gelmeden önce son güzel Çanakkale Domateslerini bulmak için pazara çıktık ve amacımıza ulaştık. 2 kişilik bir aile için bizi tüm kış boyunca idare eder diye düşündüğümüz 5 kg domates aldık. Gelelim bu güzel domateslerin Ati'nin Mutfağı'nda nasıl işlemden geçtiğine.

 Malzemeler:

  • 5 kg Domates
  • 4 tatlı kaşığı Deniz Tuzu
  • 4 çorba kaşığı Sızma Zeytin Yağı
  • 1 kesme şeker
  • 6-7 diş Sarmısak









Domateslerin tamamını tencereye rendeliyoruz içerisine diğer tüm malzemeleri de ekliyoruz. Karışım fokurdamaya başladıktan sonra 1-2 dakika daha kaynatıp altını kapatıyoruz. Temiz ve  kuru kavanozlara karışımı silme dolduruyoruz. Kapaklarımız kullanılmamış olması gerekiyor. Kapaklarını kapattığımız kavanozları resimdeki gibi ters bekleterek vakumlanmalarını sağlıyoruz. Kavanozları 1 gün ters beklettikten sonra düzelterek karanlık ve serin bir yerde tüm kış boyunca kullanacak şekilde saklayabiliriz. Şimdiden afiyet olsun... 


16 Eylül 2010

Yerel İskoç Ekmeği (Bap)

Bugün mutfağımda yemekten ziyade her öğünde özellikle kahvaltıda kullanabileceğimiz ve yapımı çok kolay olan Yerel İskoç Ekmeği Bap'i pişireceğim. Yarın bisiklet ile zorlu bir tırmanışa çıkarken, bu güzel ekmeklerle yapacağım sandwichleri de yanıma alacağım. Umarım bana enerji vermekte yararlı olurlar :)  Herzaman olduğu gibi malzemeleri sayarak başlayalım...

Malzemeler
  • 3 Su bardağı Un
  • 1 Paket Kuru maya (10 gr)
  • 1,5 Su bardağı Su (Dilerseniz süt ile de karıştırabilirsiniz)
  • 1 Tatlı kaşığı tuz
  • 3 Çorba kaşığı Sızma Zeytinyağı
  • 1 kesme şeker
  • Dilerseniz file siyah zeytin
 
Öncelikle hamuru hazırlayacağımız kabın içerisine mayayı, su-süt karışımını ve kesme şekeri koyarak kaıştırıyoruz. Su süt karışımı oda sıcaklığında olmalı. Mayalanma sürecini hızlandırmak için 50 derecede 5 dakika ısıtıp kapattığım fırında karışımı bekletiyorum. Maya kabardığında Z.yağı, tuz ve unu da içine katarak yapışkan bir hamur halinde 3-4 dakika yoğuruyorum. Üzerini bir bez ile örterek, kapatmış olduğum fırının ısısından da yararlanmak için tekrar fırının içerisinde yaklaşık 80 dakika kadar hamurun kabarmasını bekliyorum. Kabaran hamura file zeytinleri ekleyerek bir miktar yoğuruuyoruum. Daha sonra hamuru 5-6 eşit parçaya bölerek unladığım tezgahta son şeklini vererek pişirme kağıdı serdiğim fırın tepsisine aralıkı olarak diziyorum. Son fermantasyon için üstlerini bir bez ile kapatıp 30 dakika bekletiyorum. Ekmeklerin çok kabarmasını engellemek için ise fırına vermeden parmağımla ortasından deliyorum. Önceden 220 dereceye ısıttığım fırında 15 dakika pişirip fırını kapatıyorum. Ekmekleri sönmemeleri için kapağı aralık fırında soğumaya bırakıyorum. Afiyet olsun...  :)

26 Ağustos 2010

Patlıcanlı Kıymalı Kayık Börek

Malzemeler:
  • 4 adet Yufka
  • 1 adet Soğan
  • 3 adet Patlıcan (veya Konserve Köz Patlıcan)
  • 500 gr Kıyma
  • 1 tutam Maydanoz
  • 1 çorba kaşığı Biber Salçası
  • 1 adet Yumurta
  • 2 çorba kaşığı Yoğurt
Hazırlanış:
Öncelikle tencereye küp küp doğranmış soğanları bir miktar Zeytinyağı ile kavuruyoruz. Üzerine kıymayı da ekleyerek, kıyma pişene kadar kavurmaya devam ediyoruz. Ardından Salçayı,Tuz,Biber,Baharat ve ince kıydığımız Maydanozu da karışıma ekliyoruz. Dilerseniz patlıcanları közleyebilir veya benim yaptığım gibi konserve köz patlıcanı karışıma ekleyebilirsiniz.

Sıra geldi yufkaya. Önce bir yumurtanın beyazını, yoğurdu ve bir miktar Zeytinyağını bir kabın içerisinde karıştırıyoruz. Yufkanın birini açıp üzerine bu karışımdan sürerek ikinci yufkayı üzerine yapıştırıyoruz.

Soğumaya bıraktığımız harcı böldüğümüz parçalara eşit olarak dağıtıyoruz ve Çin Böreği sarar gibi(Geniş sigara böreği şeklinde) kapatıyoruz. Fırın tepsisine serdiğimiz yağlı kağıt üzerine kapattığımız börekleri yerleştiriyoruz. Yumurtanın sarısını böreklere sürdükten sonra, üzerlerine harca gelecek derinlikte kesik atıyoruz. Dilerseniz kesiklerden içeri rende kaşar veya dil peyniri de koyabilirsiniz. 

Kalan 2 yufkaya da aynı işlemleri tekrar ediyoruz. 4 yufkadan toplam 16 adet börek yapılıyor.


Önceden ısıttığımız 200 C fırında börekler yarılıp üzerleri pişene kadar yaklaşık 25-30 dakika bekliyoruz. Afiyet olsun...



20 Ağustos 2010

Ev yapımı Hamburger = HOME-Burger

                Bugün mutfağımda dünyanın neresine giderseniz bulabileceğiniz bir lezzeti paylaşacağım. Özellikle çocuklu aileler için bu tarif kurtarıcı bir öğün çıkarma şansı sunuyor. Dışarıda satın aldığınız hamburgerlerin içeriğinden şüphe ediyor ve sağlıksız buluyorsanız, aynı lezzette bir burgeri neden evimizde yapmıyoruz? Buyrun mutfağıma başlıyoruz, tabi önce malzemeler.

Köfteler için:
  • 500 gr Orta Yağlı Kıyma
  • 1 çay bardağı Galeta Unu
  • Baharat olarak Tuz, Çekilmiş Karabiber, Kimyon, Toz Sarmısak ve Fajita Seasoning
  • İsteğe göre Maydanoz
  • 1 çay kaşığı Hardal
  • 1 çorba kaşığı Süt
Burger için:
  • 1 büyük Soğan
  • 1 Domates
  • Ev Yapımı Salatalık Turşusu
  • Ev yapımı Mayonez
  • Ketçap 
  • Hardal
  • İsteğe göre 1 dilim Peynir


Hazırlanış:

            Kıymayı derin bir kaba alarak üzerine galeta ununu baharatları, hardalı ve sütü koyarak hepsini güzelce yoğuruyoruz. Maydanoz ben tercih etmiyorum ama bu aşamada dilerseniz koyabilirsiniz. Tamamen homojenleşen kıymayı 5 eşit parçaya ayırarak büyük burgerler hazırlıyoruz. Pişirmek için benim tercihim döküm tava yönünde. Döküm tavayı harlı ateşe koyarak ısıtıyoruz. Hamburgere koyacağımız soğanı kalın halkalar halinde keserek dağılmayacak şekilde kızgın tavaya koyuyoruz. Ardından hamburger köftelerini de tavaya koyuyoruz. Kıymada yağ bulunduğundan tavayı yağlamamıza gerek yok. Önemli olan tavaya koyduklarımızın yerini pişene kadar değiştirmemek. Hamburger köftelerimizin 1 yüzünü beş dakika diğer yüzünü dört dakika kadar pişirmemiz yeterli olacaktır. Köftelerin içini pembe bırakmamak adına, tavaya köfteleri koyunca altını biraz kısmanızı öneririm.
            Tavada köfteler pişerken ekmekleri de tavada veya tosterda sertleşmeyecek kadar ısıtıyoruz. Daha sonra servis tabağına çıkartıp üzerine pişmiş olan halka soğanı, onun üzerine köftemizi, daha sonra da kabuğu soyulmuş domatesten bir halka ve turşuyu koyuyoruz. Ekmeği üzerine kapatmadan da ketçap, hardal ve aşağıda tarifini verdiğim ev yapımı mayonezi sürüyoruz. Hepinize afiyet olsun.

Ev Yapımı Mayonez:
  • 1 Yumurtanın tamamı
  • 1 Su bardağı sıvı yağ
  • 1 tutam tuz
  • 2 tatlı kaşığı limon suyu
           Yumurtayı derin bir kaba kırıyoruz. Tuzu da ekleyerek el blenderi ile karıştırmaya başlıyoruz. Burada önemli olan kısım, sıvı yağı azar azar eklemek. Arada limonu ve yağı ekleyerek kıvamı tutturuyoruz. Dilerseniz bir miktar hardalla tat verebilirsiniz.

21 Haziran 2010

Z.yağlı Yeşil Fasulye

Malzemeler:

  • 1 kg yeşil fasulye
  • 2 adet orta boy soğan
  • 4 adet domates
  • 2 kesme şeker
  • 1 su bardağı zeytinyağı
  • Arzu ettiğiniz miktarda tuz



     
     Hazırlanış:
          Fasulyeleri ayıklamak için benim tercihim, keskin bir patates soyucu ouyor. Böylece kenarlarını hiç uğraşmadan incecik soyabiliyorum. Fasulyeler yıkanıp ayıklandıktan sonra, sıra geliyor soğan ve domateslere. Soğanın bir tanesini bütün olarak tencereye oturtuyoruz, diğerini de yemeklik doğranmış olarak kullanıyoruz. Domateslerden iki tanesinin kabuklarını soyup yemeklik doğruyoruz. Diğer ikisini de rendeliyoruz. Tüm hazırlanan malzemeleri tencereye koyuyoruz, içerisine 2 kesme şekeri, zeytinyağını ve tuzu ilave ederek orta-kısık ateşe oturtuyoruz. Fasulyeler rengini alıp yumuşayana kadar yaklaşık 30-40 dakika pişiriyoruz. Domatesleriniz yeterince su bırakmadılarsa yarım bardak su ile daha iyi pişmesini sağlayabilirsiniz.

Afiyet olsun


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...