26 Nisan 2012

Çilekli Pasta



Çilekli Pasta (4-6 kişilik)


  • 3 Yumurta
  • 75 gr Su
  • 100 gr Şeker
  • 15 gr Ovalette
  • 150 gr Un
  • 1 paket Şekerli vanilin
  • 1 paket Kabartma tozu
  • 250-300 gr Çilek
Dolgu İçin:
  • 150 gr toz Dolgu kreması
  • Göz kararı süt (her marka farklı ölçü kullanıyor)

Epeyce bir süredir vakit ayıramıyordum bloga. Hızlıca yapılabilen bu tarif için bulabileceğiniz en zor malzeme Ovalette denen pasta katkı maddesi olacaktır. Pastacılık malzemeleri satan Eminönü'ndeki dükkanlarda kolaylıkla bulunabiliyor. Hazır gitmişken pasta dolgu kreması yapmak için toz karışımlar da alabilirsiniz işinizi hızlandıracaktır.

Hızlıca yapılıyor olması esasında bu pastanın en güzel yanı. Fırını alt üst isitacak şekilde 180 dereceye ayarlayarak ısıtıyoruz. Daha sonra çilek hariç tüm malzemeyi çırpma kabına alarak önce düşük sonra yüksek devirde 5-6 dakika mikser ile çırpıyoruz. Pişirmeyi yapacağımız kek kalıbının tabanına ve yan çeperine yağlı kağıt sererek karışımı boşaltıyoruz. Unutmayalım bu ölçuler ile yapılacak pasta 2 katlı olacak, yani daha fazla katlı veya kalabalık bir misafir grubuna yapılacak ise ölçüyü X2 yapmakta fayda var.

180 derecelik fırında yaklaşık 25 dakika hafif bronzlaşana kadar pişiriyoruz pandispanyayı. Pişip ılıklaşan pandispanyayı ortadan ikiye bölerek kenara ayıriyoruz ve hemen kat arasına hazırladığımız dolgu kremasını sürüyoruz ve üzerine küçük doğradığımız çilekleri katıyoruz, dilerseniz bütün fıstıklar ve damla çikolata parçaları ile pastayı daha da zenginleştirebilirsiniz.

Ardından pastanın diğer katını üzerine kapatıyoruz ve kalan krema ile üstünü kaplıyoruz. Spatula yardımı ile düz bir yüzey olusturduktan sonra zevkinize göre süslemek size kalmış. Şeker hamuru kaplı pastalar daha albenili olsa da ben şahsi olarak çok tercih etmiyorum.

Afiyet Olsun...

15 Şubat 2012

Portakal Likörü ve Çikolata Kaplı Portakal Kabukları


Yaklaşık 2 ay önce hazırladığım Portakal Likörü servis etmeye hazır hale geldi.  Artık gelen misafirlerimize ikram ettiğimiz kahvenin yanında ağızlarını da tatlandıracak mis gibi portakal kokan bir likörümüz de var. Bu likörün bir güzel yanı da şu oldu, likörden artan portakal kabuklarını, çikolata eritip bunla kaplayarak hızlı bir şekilde yine çok güzel bir  tat elde edebiliyor olmanız.

Malzemeler:
  • 6-7 adet Portakal
  • 450 ml Su
  • 4 fincan Esmer Şeker
  • Dilerseniz 1 Çubuk Tarçın
  • 1 litre Votka (veya 70 cl Votka, 30 cl Cin)
Yapımı çok kolay her zaman olduğu gibi. Önce portakalların kabuklarını domates soyar gibi tepeden başlayarak saatin ters yönüne doğru keskin bir patates soyucu ile tek parça halinde ve hafifçe derinden kesiyorum. Bu kabuğu tek veya birkaç büyük parça halinde soymak hem sonradan kabukları çıkartırken rahatlık hem de yapacağımız çikolata kaplı kabukları daha rahat hazırlamamamızı sağlıyor. Portakal kabuklarını likörü 30 ila 60 gün bekleteceğimiz hava geçirmeyen 3 litrelik kavanozun içine atıyorum. Üzerine kabuğu soyulan portakalların suyunu sıkarak ekliyorum. Portakal suyunu süzerek koymak, likörün berraklığını etkiliyor. Daha sonra bir tencereye su ve esmer şekeri koyup ocağa oturtarak ısıtıyorum. Piyasada esmer şeker adı altında kahverengi renge boyanmış şekerler olabiliyor, alırken buna dikkat etmeniz gerekiyor, yoksa benim likörümde olduğu gibi bir miktar boyasını bırakıp daha koyu bir likör ile karşılaşabiliyorsunuz. Şekerin tamamı eriyince altını kapatıp kavanozun içine bunu da döküyorum.  Dikkat edeceğimiz şey karışımın sıcak ama kaynar olmaması. Döktüğüm sıcak karışım kabuklar içindeki esansın sıvı ile karışmasını sağlıyor. Biraz ılınmasını bekleyip alkolü ve tarçını da ekleyip iyice karıştırdıktan sonra yapacağımız şey kavanozun ağzını sıkıca kapatmak ve 30 ila 60 gün sabretmek oluyor. Kavanozu ışık görmeyen kuru ve serin bir yerde saklamanızı ve ara ara çalkalamanızı da öneririm. Tarçın tadını ne kadar sevdiğinize göre, 10. günden itibaren dilediğiniz zaman çıkartabilirsiniz.


Gelelim kahvenin yanında likör ile sunacağımız çikolata kaplı kabukların yapımına. Kabuklar likörü hafifçe çektiğinden dolayı bir oturuşta bitirmenizi tavsiye etmem. Kavanozdan çıkardığım kabukları 5-6 cm lik şeritler halinde kesiyorum. Daha sonra kabukların iç kısmı dışta kalacak şekilde kestiğim parçaları rulo yapıp kürdan ile açılmamalarını sağlıyorum. Bütün kabuklara bu işlemi yaptıktan sonra bir kabın içerisinde su kaynatıyorum. Benmari usulü ile diğer küçükçe bir kabı kayanayan suyun üzerine oturtuyorum. Kaynayan suyun üzerindeki kabın içerisine de yaklaşık 1,5 paket Eti Karam %54 bitter çikolata kırarak erittim. Bundan sonra yaptığım kürdanlardaki portakalları eriyen çikolata ile buluşturmaktan başka birşey değil. Bir tepsiye yağlı kağıt sererek tek tek üzerine koyduktan sonra bir süre derin dondurucuda soğumalarını sağlıyorum, işte bu kadar basit. Hazır olan çikolataları buzdolabında saklamanızı öneririm,zira eritilen çikolata ambalajlı çikolatalara göre çok daha çabuk eriyerek üstünüze bulaşabiliyor.

Afiyet olsun...

03 Aralık 2011

Aşure



Uzun bir aradan sonra tekrar yazılarımı yazmaya devam etme umudu ile bugün yeni bir tarif ile karşınızdayım. Epeyce süredir ev boşaltma, ev toplama, tadilat hazırlıkları ve tadilat dönemi derken, blogumu ihmal ettiğimi farkettim. Ocak ayı itibariyle yenilenmiş ev yenilenmiş mutfak ve yeni lezzetler ile karşınızda olmaya devam edecegım. Bu senenin son tarifleri olarak ne yapayım ne yapayım diye düşünürken, tam hatırlamıyorum ama radyo veya TV'de Muharrem ayı ve aşure ile ilgili kulak misafiri olduğum bir konuşma geçiyordu. Bilinç altıma yerleşti ve evet aşure yapmalıyım dedim, zaten en sevdiğim tatlılardan biridir. Yalnız benim için olmazsa olmaz tek şart, kesinlikle gül suyu içermemesi gerektiğidir :) Evet 5 Aralık 2011 Pazartesi günü Muharrem ayının 10. günü yani "Aşura" günü. Eski gelenekleri devam ettirmek isteyenler bu lezzetli tatlıyı evinde yaparak komşularına ve sevdiklerine ikram edebilir.
MALZEMELER:

  • 1 bardak aşurelik buğday
  • 3 litre su
  • 2 bardak şeker
  • 1 bardak haşlanmış kuru fasulye
  • 1 bardak haşlanmış nohut
  • 200 gr. kuru kayısı
  • 1 avuç kalınca dövülmüş fındık
  • 1 portakalın kabuğu
  • 150 gr. kuru üzüm
  • 1 fiske tuz
  • 2 çorba kaşığı buğday nişastası (tercihe göre)
  • 1 çubuk tarçın
  • 4-5 tane karanfil
SÜSLEMEK İÇİN:
  • Ceviz
  • Fındık
  • Nar
  • Kuru Kayısı
  • Tarçın


Dürüst olmak gerekirse nohut ve kuru fasulyeyi haşlamak için uğraşmadım, konserve olanlarından kullandım. Nohutlar konserve olmasında rağmen kabukları soyulmamıştir, benim gibi bunlardan kullaniyorsanız yine kabuklarını ayıklamayı unutmayın. Gelelim tarife;

  • Geceden buğdayı pişirme yapacağınız büyükçe bir tencerenin içinde 3 litre suyu da ekleyerek  bekletin.
  • Sabah buğdaylar çatlayana kadar, kapak aralık olarak yaklaşık 1 saat 15 dakika pişirin.
  • Kuru kayısıyı önce dikine 3 şerit sonra da zar büyüklüğünde doğrayın, dilerseniz aynı şekilde kuru incir de koyabilirsiniz.
  • Buğday piştikten sonra yaklaşık 2 kepçe (hafif suyu ile birlikte) rondoya alın ve püre haline gelene kadar çekin. Daha sonra yavaş yavaş tencereye karıştırarak geri katın. Suyu göz kararınıza göre yeterli miktarda ise kıvamını tutturmak için yeterli olacaktır.
  • 2 bardak şekeri, tarçın çubuğunu, karanfilleri ve bir fiske tuzu ilave edin ve 10 dakika kaynamaya bırakın.
  • Doğradığımız kuru kayısıyı, kuru üzümü, ve fındığı ekleyin.
  • 1 portakalın kabuğunu soyarak küçük şeritler haline getirin ve tencereye ekleyin.
  • Kıvamını bu aşamaya kadar tutturamamış olanlara son çare olarak ise nişastayı tavsiye ediyorum. Buğday nişastasını bir miktar suda eriterek tencereye karıştıra karıştıra ekleyin ve 5 dakika daha kaynamaya bıraktıktan sonra altını kapatabilirsiniz.
  • Altını kapattığınız tencereyi ara ara karıştırarak (üzerinde zar oluşumunu engellemek için) 20-30 dakika dinlendirin. Daha sonra da servis yapacağımız kaselere final haline gelecek şekilde soğutmak için aktarın. Kaselere aktarırken karanfil tanelerini ve tarçın çubuğunu çıkartmayı unutmayın.
  • Üzerlerini süslemek tamamen damak zevkinize, evinizdeki malzemelere ve göz zevkinize göre değişebilir. Ben robotta ceviz ve fındık çekerek üzerini kapladım, daha sonra da nar taneleri kuru kayısı ve  tane fındık ile süsledim .
Afiyet olsun ...


Not: "500 Yıllık Osmanlı Mutfağı" kitabında bulunan tariften esinlenilmiştir.

23 Ağustos 2011

Pesto Sos


Pesto ismi, Genova menşeili pesta, italyanca'da ise pestare kelimesinden, yani bizdeki karşılığı olan ezmekten geliyor. Geleneksel tariflerine bakarsak mermer veya tahta havanlar içerisinde ezilerek yapıldığını görebiliyoruz. Günümüz hayatındaki hızlı yaşamlarda ise mutfak robotları geleneksel yöntemlerin yerini aldı. Evde böyle büyükçe bir havanınız varsa haydi tozlu durduğu yerden çıkartalım, bir güzel temizleyelim, bu arada bende ne gerekeceğini yazıyorum.

Malzemeler:
  • 1 bağ fesleğen
  • 3 diş sarmısak
  • 1 avuç kadar çam fıstığı
  • 50 gr parmesan
  • 1-2 çorba kaşığı sızma zeytinyağı
  • Gerekiyorsa tuz
İlk yapacağımız şey fesleğenleri yıkayıp yapraklarından ayırmak ve kurumaya bırakmak. Havanın içerisine çam fıstıklarını atıp bir güzel eziyoruz. Hemen takiben sarmısaklarıda ekleyerek ezmeye devam ediyoruz. Kuruyan fesleğen yapraklarını ince doğrayarak havanda ezmeye devam ediyoruz. E sos halini almadi dediğinizi duyar gibiyim, işte tam bu aşamada sabır gerekiyor, havanda ezmeye devam. Parmesan peynirini ve zeytinyağını da ekleyerek kaşıkla bir harmanlıyoruz ve ezmeye devam ediyoruz. Peynirinizin tuz oranına göre tuz ekleme yapabilirsiniz. Afiyet olsun.


22 Ağustos 2011

Vinaigrette Sos


Vinaigrette sosunun sırrı 1 ölçek sirkeye 3 ölçek zeytinyağı kullanılması. Geri kalan kısımı damak tadına göre şekillendirilebilir. Ev yapımı hardal kullanmamanızı öneririm. Zira denedim salatadan çok sinüsleri açmak için kullanılacak bir ilacı andırabiliyor. Tercihiniz bu yüzden dijon hardalı olsun. Bu sosu salatalarda, mezeleri süslemek için ve de et ile balık yemeklerinde kullanabilirsiniz.

Malzemeler:
  • 1 çorba kaşığı sirke
  • 3 çorba kaşığı sızma zeytinyağı
  • 1,5 çay kaşığı dijon hardalı
  • 2 arpacık soğan veya 1 küçük pembe kuru soğan
  • 1 tutam tuz ve taze çekilmiş karabiber
Önce tuz ve sirkeyi tel ile çırpıyoruz, hardalı ekleyerek çırpmaya devam ediyoruz. Kivam pütürsüz olmalı. Telim yok veya üşeniyorum diyenlere blender veya rondo yardımcı olabilir. Soğanları çok ince doğrayarak veya rendeleyerek sosa ekliyoruz, en son olarak da zeytinyağını ekliyoruz. Sosumuz tamam, biraz bekletince daha lezzetli oluyor. En az 15 dakika bekletmenizi tavsiye ediyorum. Afiyet olsun.

Not: Sosların tamamını daha sonra toplu olarak tek konuda bulabileceksiniz.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...