03 Aralık 2011

Aşure



Uzun bir aradan sonra tekrar yazılarımı yazmaya devam etme umudu ile bugün yeni bir tarif ile karşınızdayım. Epeyce süredir ev boşaltma, ev toplama, tadilat hazırlıkları ve tadilat dönemi derken, blogumu ihmal ettiğimi farkettim. Ocak ayı itibariyle yenilenmiş ev yenilenmiş mutfak ve yeni lezzetler ile karşınızda olmaya devam edecegım. Bu senenin son tarifleri olarak ne yapayım ne yapayım diye düşünürken, tam hatırlamıyorum ama radyo veya TV'de Muharrem ayı ve aşure ile ilgili kulak misafiri olduğum bir konuşma geçiyordu. Bilinç altıma yerleşti ve evet aşure yapmalıyım dedim, zaten en sevdiğim tatlılardan biridir. Yalnız benim için olmazsa olmaz tek şart, kesinlikle gül suyu içermemesi gerektiğidir :) Evet 5 Aralık 2011 Pazartesi günü Muharrem ayının 10. günü yani "Aşura" günü. Eski gelenekleri devam ettirmek isteyenler bu lezzetli tatlıyı evinde yaparak komşularına ve sevdiklerine ikram edebilir.
MALZEMELER:

  • 1 bardak aşurelik buğday
  • 3 litre su
  • 2 bardak şeker
  • 1 bardak haşlanmış kuru fasulye
  • 1 bardak haşlanmış nohut
  • 200 gr. kuru kayısı
  • 1 avuç kalınca dövülmüş fındık
  • 1 portakalın kabuğu
  • 150 gr. kuru üzüm
  • 1 fiske tuz
  • 2 çorba kaşığı buğday nişastası (tercihe göre)
  • 1 çubuk tarçın
  • 4-5 tane karanfil
SÜSLEMEK İÇİN:
  • Ceviz
  • Fındık
  • Nar
  • Kuru Kayısı
  • Tarçın


Dürüst olmak gerekirse nohut ve kuru fasulyeyi haşlamak için uğraşmadım, konserve olanlarından kullandım. Nohutlar konserve olmasında rağmen kabukları soyulmamıştir, benim gibi bunlardan kullaniyorsanız yine kabuklarını ayıklamayı unutmayın. Gelelim tarife;

  • Geceden buğdayı pişirme yapacağınız büyükçe bir tencerenin içinde 3 litre suyu da ekleyerek  bekletin.
  • Sabah buğdaylar çatlayana kadar, kapak aralık olarak yaklaşık 1 saat 15 dakika pişirin.
  • Kuru kayısıyı önce dikine 3 şerit sonra da zar büyüklüğünde doğrayın, dilerseniz aynı şekilde kuru incir de koyabilirsiniz.
  • Buğday piştikten sonra yaklaşık 2 kepçe (hafif suyu ile birlikte) rondoya alın ve püre haline gelene kadar çekin. Daha sonra yavaş yavaş tencereye karıştırarak geri katın. Suyu göz kararınıza göre yeterli miktarda ise kıvamını tutturmak için yeterli olacaktır.
  • 2 bardak şekeri, tarçın çubuğunu, karanfilleri ve bir fiske tuzu ilave edin ve 10 dakika kaynamaya bırakın.
  • Doğradığımız kuru kayısıyı, kuru üzümü, ve fındığı ekleyin.
  • 1 portakalın kabuğunu soyarak küçük şeritler haline getirin ve tencereye ekleyin.
  • Kıvamını bu aşamaya kadar tutturamamış olanlara son çare olarak ise nişastayı tavsiye ediyorum. Buğday nişastasını bir miktar suda eriterek tencereye karıştıra karıştıra ekleyin ve 5 dakika daha kaynamaya bıraktıktan sonra altını kapatabilirsiniz.
  • Altını kapattığınız tencereyi ara ara karıştırarak (üzerinde zar oluşumunu engellemek için) 20-30 dakika dinlendirin. Daha sonra da servis yapacağımız kaselere final haline gelecek şekilde soğutmak için aktarın. Kaselere aktarırken karanfil tanelerini ve tarçın çubuğunu çıkartmayı unutmayın.
  • Üzerlerini süslemek tamamen damak zevkinize, evinizdeki malzemelere ve göz zevkinize göre değişebilir. Ben robotta ceviz ve fındık çekerek üzerini kapladım, daha sonra da nar taneleri kuru kayısı ve  tane fındık ile süsledim .
Afiyet olsun ...


Not: "500 Yıllık Osmanlı Mutfağı" kitabında bulunan tariften esinlenilmiştir.

23 Ağustos 2011

Pesto Sos


Pesto ismi, Genova menşeili pesta, italyanca'da ise pestare kelimesinden, yani bizdeki karşılığı olan ezmekten geliyor. Geleneksel tariflerine bakarsak mermer veya tahta havanlar içerisinde ezilerek yapıldığını görebiliyoruz. Günümüz hayatındaki hızlı yaşamlarda ise mutfak robotları geleneksel yöntemlerin yerini aldı. Evde böyle büyükçe bir havanınız varsa haydi tozlu durduğu yerden çıkartalım, bir güzel temizleyelim, bu arada bende ne gerekeceğini yazıyorum.

Malzemeler:
  • 1 bağ fesleğen
  • 3 diş sarmısak
  • 1 avuç kadar çam fıstığı
  • 50 gr parmesan
  • 1-2 çorba kaşığı sızma zeytinyağı
  • Gerekiyorsa tuz
İlk yapacağımız şey fesleğenleri yıkayıp yapraklarından ayırmak ve kurumaya bırakmak. Havanın içerisine çam fıstıklarını atıp bir güzel eziyoruz. Hemen takiben sarmısaklarıda ekleyerek ezmeye devam ediyoruz. Kuruyan fesleğen yapraklarını ince doğrayarak havanda ezmeye devam ediyoruz. E sos halini almadi dediğinizi duyar gibiyim, işte tam bu aşamada sabır gerekiyor, havanda ezmeye devam. Parmesan peynirini ve zeytinyağını da ekleyerek kaşıkla bir harmanlıyoruz ve ezmeye devam ediyoruz. Peynirinizin tuz oranına göre tuz ekleme yapabilirsiniz. Afiyet olsun.


22 Ağustos 2011

Vinaigrette Sos


Vinaigrette sosunun sırrı 1 ölçek sirkeye 3 ölçek zeytinyağı kullanılması. Geri kalan kısımı damak tadına göre şekillendirilebilir. Ev yapımı hardal kullanmamanızı öneririm. Zira denedim salatadan çok sinüsleri açmak için kullanılacak bir ilacı andırabiliyor. Tercihiniz bu yüzden dijon hardalı olsun. Bu sosu salatalarda, mezeleri süslemek için ve de et ile balık yemeklerinde kullanabilirsiniz.

Malzemeler:
  • 1 çorba kaşığı sirke
  • 3 çorba kaşığı sızma zeytinyağı
  • 1,5 çay kaşığı dijon hardalı
  • 2 arpacık soğan veya 1 küçük pembe kuru soğan
  • 1 tutam tuz ve taze çekilmiş karabiber
Önce tuz ve sirkeyi tel ile çırpıyoruz, hardalı ekleyerek çırpmaya devam ediyoruz. Kivam pütürsüz olmalı. Telim yok veya üşeniyorum diyenlere blender veya rondo yardımcı olabilir. Soğanları çok ince doğrayarak veya rendeleyerek sosa ekliyoruz, en son olarak da zeytinyağını ekliyoruz. Sosumuz tamam, biraz bekletince daha lezzetli oluyor. En az 15 dakika bekletmenizi tavsiye ediyorum. Afiyet olsun.

Not: Sosların tamamını daha sonra toplu olarak tek konuda bulabileceksiniz.


Mayonezli Levrek


Daha önce deniz ürünleri ile ilgili yayınladığım bir tarif olmamıştı. Yine dün bir arkadaşımızın evinde toplanmak üzere sözleştik. Menüde mangalda ızgara balık olduğunu duyunca deniz mahsullü bir meze yapmalıyım dedim. Alışveriş yapmaya çıktığımda ana hedefim esasında ahtapot almaktı ama malesef bulamadım. Hal böyle olunca da tezgahtaki taze levrekler dikaktimi çekti. Esasında fesleğenli mezgit de geldi aklıma ama onun için biraz daha fazla vakite ihtiyacım vardı. Bu mezeyi daha hızlı yapabileceğimi düşünerek yapmaya karar verdim, çünkü daha gün içerisinde yapılacak bir diğer iş vardı : "Eşime bisiklet almak".

Eve gelip aldığım malzemeler ile mezeyi yapmaya koyuldum. Neler mi lazımdı:
  • 1,5 kilo levrek ( yaklaşık 4 adet irice)
  • 2 adet limon
  • 500 gr mayonez
  • 1 tane kırmızı soğan
  • Defne yaprağı
  • Kornişon turşu
  • Süslemek için havuç
  • Tuz, taze çekilmiş karabiber
Eve girer girmez, temizlenmiş olan balıkları yıkayarak tencereye koydum. Içerisine bir limonu dilim dilim doğradım. Biraz deniz tuzu, biraz karabiber, defne yaprağı ve zeytinyağı ile harmanlayıp, balıkların üzerini örtecek kadar su ile doldurarak kaynamaya bıraktım. Balıkların çok fazla pişerek dağılmamasına dikkat etmek gerekiyor. Pişen balıkları tencereden hemen çıkartıp daha çabuk soğumasını sağlıyorum. Bu arada geriye çok güzel bir balık suyu kaldı, yarın akşam menüde balık çorbası var muhtemelen. Balıklarım soğudu, hemen iki tanesinin kafa ve kuyruklarını kenara ayırıyorum. Balığı ellerimle ayıklıyorum, tek tek kılçık avına çıkıyorum ki sofrada bir tatsızlık yaşanmasın.


Diğer yanda mayonezi, suyunu sıktığım 1 limon ile seyreltiyorum. Yarısını kenara ayırıyorum, diğer yarısını da lop etlerle karıştırıyorum. Balık kafa ve kuyruklarını tabakların ayrı uçlarına koyduktan sonra, yapacağımız tek şey aradaki boşluğu ayıklanmış, tuz, karabiber ve mayonez ile lezzetlendirilmiş lop et ile doldurmak oluyor.  Kırmızı soğanı ince ince doğrayıp balıkların üzerini kaplıyorum. Mayonezi balığın üzerinde gezdirip hazırlama kısmını bitiriyorum. Bundan sonraki kısımı artık süslemek. kalan mayonez sosu kaşık ile tamamını kaplayacak şekilde döktüm. Kornişonları dilim dilim keserek, balığın pulları gibi düşünerek üzerini kaplıyorum. En son olarak da tabakta kontrast bir renk oluşturmak için dilimlediğim havuçlar ile süslüyorum. Hepinize afiyet olsun, yorum yapmaktan çekinmeyin :)



21 Ağustos 2011

Kırmızı Biber Taratoru


Her zaman olduğu gibi, yine bir iş seyahati ve uçakta okunan bir dergi. Uçaklarda bulunan dergilede ilk açıp karıştırmaya başladığım sayfalar genelde yemek tarifleri oluyor. Bu sayfalarda değişik lezzetler, farklı yörelere ait tatlar olabiliyor. Aklımda kaldığı kadarıyla sizinle de bu tariflerden birini paylaşmaya çalışacağım. Yalnız bazı eklemelerim olacak çünkü tarifi bire bir denediğimde bana fazlasıyla tatlı geldi, iyi gelebileceğini düşündüğüm eklemeler ile tarifi güncelledim.

Malzemeler:
  • 6-7 tane etlisinden kırmızı biber
  • 2-3 diş sarmısak
  • 1 su bardağı bayat ekmek içi
  • 50 gr çam fıstığı
  • 100 gr ceviz içi
  • 2 çorba kaşığı balsamik sirke
  • 3-4 dal taze fesleğen
  • Tuz, karabiber ve pul biber
  • Zeytinyağı





İşe biberleri közleyerek başlıyoruz. Benim gibi üşendiğiniz bir günde yapıyorsanız ve kendinize ocak temizleme işi çıkartmak istemiyorsanız, benim yaptım gibi fırın tepsisine yağlı kağıt sererek ızgara modunda aralıklı olarak biberleri çevirerek közleyebilirsiniz. Böylelikle közleme işi bitince yapacağınız tek şey yağlı kağıdı atıp tepsiyi çalkalamak olacaktır. Bu arada siz siz olun çam fıstıklarını kavururken aynı anda közlenmiş olan biberlerin kabuklarını ayıklamaya kalkmayın, yoksa yakıyorsunuz, denedim oluyor.  Kavurdugunuz çam fıstığını, robotta cekiyorsunuz. Dişe gelmesi önemli o yüzden çok ufaltmamanızı tavsiye ederim, yine de karar sizin. Cevizleri de ayrı olarak çekiyoruz aynı irilikte. Ekmek içi, ceviz ve çam fıstıklarını bir kaba boşaltıyoruz. Ayıkladığımız biberleri blenderda püre haline getirerek, aynı karışıma ekliyoruz. İyice karıştırarak homojen bir karışım yaratıyoruz, daha sonra da sirke, ezilmiş sarmısak ve zeytinyağını ekliyoruz. Buzdolabında iyice soğuttuktan sonra son olarak fesleğen yapraklarını da üzerine kıyarak servis ediyoruz. Hepinize afiyet olsun, yorumlarınızı bekliyorum.



16 Ağustos 2011

Ev Yapımı Pide



Yapılması zor zannedilen, ama aksine bir o kadar kolay yapılabilen bir lezzet var bugün mutfağımda. Dışarıda yemek yediğimiz zaman en garanti seçeneklerden biridir her zaman için pide. Bir çok değişik çeşitte karşımıza çıkan pideyi hemen hemen her şehirde, her semtte bulabilmek de mümkün. Ama gel gelelim evde yapmaya kimsenin kalkışmadığını görüyorum.  Hamur işlerinde ölçü her zaman için karıştırılan bir konudur, özellikle un ölçüsü yanlış hesaplanırsa bazen tarifler tutmayabiliyor. 
Ben ölçü olarak 100 ml = 60 gr olarak, yani 100 ml'lik bir bardağı silme doldurduğumuzda 60 gr un'a karşılık geldiğini kabul ediyorum.

Malzemeler:
Hamur için:
  • 600 gr un
  • 300 ml su
  • 2 çorba kaşığı zeytinyağı
  • 1,5 çay kaşığı hazır maya
  • 2 çay kaşığı tuz
Harç için:

  • 300 gr kıyma
  • 1 kuru soğan
  • 1 orta boy domates
  • 2 tane sivri biber
  • Tuz ve karabiber

Öncelikle hamuru hazırlıyoruz. Hamur için ayırdığımız tüm malzemeyi büyük bir kabın içerisinde karıştırıyoruz ve yogurmaya başlıyoruz. Hamur elinize çok sert geliyorsa ara ara elinizi ıslatarak yogurmaya devam edin. Yaklaşık 10 dakika yoğurduktan sonra hamurun üzerini yağlıyoruz ve nemli bir bez ile üzerini örtüyoruz ve en az 1 saat dinlendiriyoruz.

Diğer yandan kıymanın içerisine bir soğan ve bir domatesi rendeliyoruz. Sivri biberleri de doğrayarak karışıma ilave ediyoruz. Son olarak da tuz ve biberini ekleyerek harcı hazılamış oluyoruz.

Kabaran hamuru 6 eşit parçaya ayırıyoruz. Unladığımız tezgahın üzerine parcadan birini yuvarlayarak koyuyoruz. İnce uzun olacak şekilde hamuru açıyoruz, iç malzemesini koyarak kenarlarını kıvırıyoruz ve 180 dereceye ısıttığımız fırına yerleştiriyoruz. İç malzemesi pişip kenarları sarımsı bir renk alana kadar pişiriyoruz. Pideyi yumurtalı tercih edenler, üzerine yumurta kırarak 3-4 dakika daha fırında tutmak gerekiyor. Fırından çıkan pidelerin kenarlarına tereyağı sürerek servise hazır hale getiriyoruz. Afiyet olsun...

Kuzu Etli Terbiyeli Nohut



Özellikle Anadolu Sofralarında nohut ve kuzu etinin başrolde oynadığı bir çok yemeğe şahit olabilirsiniz. Yuvarlama, Tıkliye, Şiveydiz ve Lebeniye gibi bir çok yöresel lezzet benzer tatlarda karşımıza çıkabiliyor. İşte bu benzer tadı yakalamak için çok basit şekilde yaklaşık 45 dakika içerisinde süper bir lezzet yaratabilirsiniz. Besin değeri ve kalorisi yüksek bir sebze olan  nohutu daha çok tüketmemiz gerekiyor.  Bol miktarda nişasta ve azot içermesinin yanında bitkisel protein ve B vitaminleri ile demir, kalsiyum, fosfat ve fosfor gibi mineraller açısından zengindir. 100 gr. nohut 360 kalori, yaklaşık 20 gr bitkisel protein, 5 gr. yağ ve 61 gr. karbonhidrat içerir.

Malzemeler:
  • 3 çorba kaşığı tereyeğı
  • 1 büyük kuru soğan
  • 3 diş sarmısak
  • 500 gr kuzu kuşbaşı
  • 1 bardak su
  • 1 büyük konserve haşlanmış nohut (420 gr)
  • 500 gr süzme yoğurt
  • Tuz, karabiber, nane, pul biber
  • 1 yumurta
  • 2 çorba kaşığı un
Öncelikli olarak 2 çorba kaşığı tereyeğını tencerede eriterek eti kavurmaya başlıyoruz. Etler bir miktar sotelendikten sonra soğan ve sarmısağı da ekleyerek sotelemeye devam ediyoruz. Bu sırada taze çekilmiş karabiber ile lezzetlendirebilirsiniz. Ardından süzmüş olduğumuz konserve nohutu ve bir bardak suyu ekleyerek yaklaşık 20 dakika kaynatıyoruz. Etler bu süre içerisinde yumuşamış olacaktır. Bir taraftan süzme yoğurt, yumurta ve un ile homojen bir karışım elde ediyoruz ve bu karışımı yavaş yavaş tencereye ekliyoruz. Kalan 1 çorba kaşığı tereyağını eriterek içerisinde nane ve pul biberi çeviriyoruz ve bu karışımı da yemeğe ekleyerek 1 taşım kaynatıyoruz. Yemeği 10-15 dakika kadar dinlendirdikten sonra servis ediyoruz. İçerisine eklediginiz suyu arttırarak ve kuşbaşı etleri iyice didikleyerek bu yemeği çorba olarak da servis edebileceğimizi alternatif olarak not etmekte fayda var. Afiyet olsun.





11 Ağustos 2011

Soğuk Çorba


Çorba Türk mutfağının ve türk damak tadının vazgeçemediği lezzetler arasında geliyor. Türkiye'nin hangi yöresine giderseniz gidin, değişik çorbalara rastlamanız mümkün. Güzel hazırlanmış ve ideal ısıda sunulan bir çorbayı hiçbirimizin red edeceğini düşünmüyorum. Havaların sıcak geçtiği ramazan ayında, iftar sofralarında serinlik verecek bir çorbanın tarifini vereceğim bugün. Yöreden yöreye değişiklik gösteren bu tarifi ben buğday ve nohut ile yapacağım.

Malzemeler:

  • 1 çay bardağı buğday
  • 200 gr haşlanmış nohut
  • 500 gr yoğurt
  • 1 su bardağı su
  • Tuz, kuru nane
  • Arzuya göre ince kıyılmış dereotu

Bir gece önceden ıslatılmış olan buğdayı düdüklü tencerede 25-30 dakika pişiriyoruz. Nohut'u pişmiş olarak konserve de alabilirsiniz, veya yine bir gece önceden ıslatarak düdüklü tencerede pişirebilirsiniz. Bir kase içerisinde pişmiş nohut ve buğdayı yoğurt ile karıştırıyoruz. Üzerine suyu, kuru naneyi ve tuzunu ekleyerek karıştırmaya devam ediyoruz. Servis etmek için buzdolabında birkaç saat bekleyerek tadını alması ve soğumasını beklememiz gerekiyor. Dilerseniz servis ederken üzerine dereotu kıyabilirsiniz, afiyet olsun.

01 Ağustos 2011

Kebapçı Dursun (DENİZLİ)



Kebapçı Dursun, Denizli'ye iş amaçlı gittiğimizde arkadaşlarımla şans eseri keşfettiğimiz bir lezzet mekanı. Yörelerin ünlü lokantalarından ziyade, dolaşırken bulduğum rastgele yerleri daha çok tercih ediyorum, tabiki biraz kumar olabiliyor ancak bu sefer kazanan tarafım :) Kebapçı Dursun Denizli Forum alışveriş merkezine doğru çıkan İncirlipınar Caddesi üzerinde ferah oturma alani olan bir mekan. Menüsünü incelediğinizde lahmacun ve pide çeşitlerinden tutun, güveçte ve tandırda tavuk ve et çeşitlerine, çorbalara kadar değişik seçenekler ile karşılaşabiliyorsunuz. Mekanın 24 saat açık olması, gece çorba aşerenleri buraya çekiyor.

4 kişi geldiğimiz mekanda menüyü biraz inceledikten sonra kararımızı veriyoruz. Ortaya bir tepsi içerisinde 2 Lahmacun, 1 Kuşbaşı, Kaşar ve Mantarlı Pide, Odunda Tandır Tavuk ve sakız odununda pişmis kuzu tandır siparişi veriyoruz. Siparişlerimiz gelmeden önce sofraya gelen çoban salata içerisindeki taptaze  domates ve maydanoz, daha siz yemeden kokusuyla sizi kendine çekiyor, renkleri ise İstanbul'da alışık olmadığımız gibi capcanlı.

Gelelim tepsideki siparişlerimizin tadına. Benim favorim belki inanmayacaksınız ama Kuşbaşı Kaşar ve Mantarlı pide oldu. Kullanılan Mantar o kadar taze ve o kadar lezzetli ki bitirdikten sonra tekrar sipariş vermek isteyeceğinizden şüphem yok. Tavuk tandır, tavuk severlerin yüzünü güldürecek şekilde lezzetli. Tatmış olduğumuz kuzu tandır ise bana biraz kuru geldi, ancak etin lezzeti ve yumuşaklığında sorun yok.
Ana yemek yanında ise aşağıda da fotoğrafı olan buz gibi köpüklü ayranı tatmanızı tavsiye ederim.




Denizli'ye yolunuz düşer ise 24 saat hizmet veren bu mekani sizlere gözüm kapalı tavsiye ederim, benim gibi kumara girmenize gerek yok, denenmiş hoş lezzetler ve bunlarin karşılıgında fiyatlar son derece makul boyutlarda. Fiyatlardan bazı örnekler:


- Mercimek Çorba   3,5 TL
- Kuşbaşılı Pide       4 TL
- Lahmacun             2 TL
- Tandır Tavuk         8 TL
- Tavuk Kanat          6 TL


Adres: İncirlipınar Mah. İncirlipınar Cad. No:78 DENIZLI
Tel    : 0(258) 211 36 63 / 0535 499 66 78  

09 Haziran 2011

Adana'da Öz Mas Kebap ve Erciyes Meşrubat


Bugünkü tanıtacağım mekanlar, her Adana seyahatimde mutlaka uğradığım Öz Mas Kebap ve son ziyaretimde Adana'lı bir arkadaşımın önerisi ile gittiğim Erciyes Meşrubat. Öncelikle Mas Kebap'tan başlamakta fayda var. En güzel yönleri, lezzeti, havaalanına olan yakınlığı, samimi personel ve açık hava olanağı.

Sipariş genelde klasik oluyor, 1,5 Kıyma servis istiyoruz (İstanbul'luların deyimi ile 1,5 Adana porsiyon) ve yanında çiğ köfteyi ihmal etmiyoruz. Muhteşem fıstıklı kadayıftan bize kalmasını garanti etmek için sipariş verirken ondan da ayırtmayı unutmuyoruz. Kalan kısmını onlar hallediyor. Masa adeta bir renk cümbüşüne bürünüyor. Ezme salata, yeşillikler, mevsim salata, köz soğan ve soğan piyazı ikram. Benim tavsiyem masaya gelen ikramlar ve sıcak lavaş ile gözünüzü döndürmeyip sakin davranmak yolunda olacaktır. Keza kebap geldiğinde doymuş olmanız pek hoş olmaz, çünkü o lezzeti sonuna kadar tatmanız gerekir. Siz kebapları afiyetle yerken arka masada hummalı bir çalışma oluyor. bu çalışma tatlılarınızı temiz masada yemeniz için yapılıyor ve kebabı takiben arka masaya oturuyorsunuz. Kadayıf şerbetli bir tatlı olmasına rağmen üzerine döktükleri süt kokulu krema bu tatlıyı inanılmaz hafif yapıyor. O kadar yemek üstüne ikincisini yesem mi diye düşüneceğinizi tahmin edebiliyorum. Tatlı ile birlikte çay veya türk kahvesi siparişleri alınıyor, tabi ki bunlar da ikram olarak. Toplamda bu ziyafete içecekler dahil kişi başı 15 TL gibi bir fiyat veriyorsunuz. :)

Adres: KURTULUŞ MAH. MÜCAHİTLER CAD. NO:82 SEYHAN / ADANA (Valilik Tarafında)


Adana'da bulunan bir diğer lezzet mekanı Erciyes Meşrubat Evi. Yazının başında belirttiğim gibi Adana'lı bir arkadaşım vasıtasıyla gittiğim bir mekan. Doğal limonatası, taze sıkma portakal suyu ve benim favorim haline gelen muzlu sütü tadılmaya değer içecekler olarak karşınıza çıkıyor. Muzlu sütü içtikten sonra ben bugüne kadar muzlu süt diye başka birşey içiyormuşum dedim. İşin sırrı ise sütte gizli. Muzlu sütün yapıldığı süt, kar halinde yani ne donmuş ne de sıvı. İçtiğinizde buz gibi bir süt, muz ve hafif vanilya tadı damağınıza yapışıveriyor. Limonata da yörenin limonlarından hiç bir katkı maddesi kullanılmadan yapılıyor, öyle ki İstanbul'a şişeleterek getirdiğim 3 şişeden ikisini içemedim koruyucu olmadığından. En güzeli yerinde taze içmek. Limonata yapılan limonlar hasat edildikten sonra küflenmesinler diye kağıtlara sarılarak Ürgüp'de bulunan mağaralarda bekletiliyorlar. Afiyet olsun.

Adres: İnonü Cad. Mavi Sürmeli Oteli karşısı 01060 Seyhan / ADANA

30 Nisan 2011

Çilekli Kolay Milföy



Blogların mahkeme kararıyla belli bir süreliğine engellenmesinden dolayı, blogumu takip eden sizleri pek bir ihmal ettiğimi düşünüyorum. Bugün çok kolay bir tarifi sizlerle paylaşacağım. Canınız tatlı çektiğinde, ani bir misafir geldiğinde, 30 dakika içerisinde hazırlayabileceğimiz bir tarif. Hele de mis kokulu çilekler raflarda yerini almışken bu tarifi vermemek hata olurdu. Bu tarifte kullanacağım krema, pastacılık malzemeleri satılan dükkanlarda bulabileceğiniz hazır toz dolgu kremasıdır. Zaten tarife kolay dememin sebebi de bunun altında yatıyor.


Malzemeler:

  • 4 adet Milföy
  • 100 gr Çilek
  • 500 ml Soğuk Süt
  • 200 gr Toz Dolgu Kreması 
  • Pudra Şekeri

Buzluktan çıkarttığımız milföy hamurlarını yumuşamaları için bekletiyoruz. Daha sonra hafifçe unladığımız tezgahta, uzunlukları iki katına gelene kadar merdane ile açıyoruz. Yağlı kağıt serilen tepsiye alarak üzerine çatal yardımıyla boydan boya delikler açarak kabarmasını engelliyoruz. 180 dereceye ısıttığımız fırında yaklaşık 20 dakika pişirmeye bırakıyoruz. Milföyler pişerken derince bir kaba 200 gr. Toz Dolgu Kremasını ve sütü koyarak mikser yardımıyla kıvamını alana kadar 4-5 dakika karıştırıyoruz.

Pişen milföy hamurlarında kabarma oluştuysa, üzerine kağıt havlu serip bunu bez bir havluyla bastırıyoruz. Böylelikle milföydeki kabarmayı engelleyip çıtır bir hal almasını sağlıyoruz. Daha sonra bu hamurları fırın teline alarak soğumaya bırakıyoruz. Soğuyan milföylerden ikisini uzunlamasına yanyana koyarak üzerine dolgu kremasından yayıyoruz ve üzerine dilimlenmiş çilekleri diziyoruz. Tekrar bir kat krema koyarak üstüne ayırdığımız iki milföy hamurunu kapatıyoruz. Üzerini de pudra şekeri ile kapattığımızda milföyümüz tamamlanmış oluyor. Üzerini süslemek tamamen sizin hayal gücünüze kalmış :)  Afiyet olsun.



 

05 Ocak 2011

Seninki kaç santim? - Greenpeace

Seninki kaç santim? - Greenpeace: "2050’de dünyadaki balık stokları tükenecek. Denizleri hala sonsuz bereket kaynağı olarak görüyorsanız çok yanılıyorsunuz. Büyük balıkların %90’ı çoktan yakalandı. Toplam balık stoklarının %60’ı bitti. Gerı kalan %40 ise 40 yıl içinde son bulacak. Balıkların bittiği gün deniz yaşamı da bitecek."
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...